logo

Meme Küçültme

Meme Küçültme

Meme küçültme ameliyatı

Meme küçültme ameliyatı, hem estetik hem de rekonstrüktif bir ameliyattır, yani diğer estetik ameliyatlardan farklı olarak daha fazla zaruriyet özelliği taşır.

Meme küçültme ameliyatı için kliniğimize başvuran hastalarımdan en çok duyduğum şey; “sırt ağrılarım, boyun ağrılarım geçecek mi?” oluyor. Elbette meme büyüklüğü ve sarkıklığının fiziksel olarak oluşturduğu sıkıntılar (omuz ve sırt ağrısı, kollarda uyuşma, özellikle sıcaklarda ortaya çıkan pişik ve mantar enfeksiyonları) ameliyat sonrasında ortadan kalkacaktır. Burada bizim üzerinde durmamız gereken en önemli şey; bu ameliyatın; keyfi değil zaruri bir ameliyat olduğunun bilinmesidir.

Plastik cerrahi; Estetik ve Rekonstrüktif Cerrahi diye iki bölümden oluşmaktadır. Örneğin meme büyütme veya yüz germe ameliyatı birer estetik operasyondur. Doğuştan gelen bir bozukluğun, örneğin tavşan dudak deformitesinin düzeltilmesi ise (zorunlu olarak yapılan bir ameliyat olup) bir rekonstrüktif ameliyattır. Meme küçültme ameliyatı ise hem estetik hem de rekonstrüktif bir ameliyattır. Yani; kişi, estetik olarak daha güzel görünümlü göğüslere sahip olurken, vücudunu öne doğru eğen, sırt ağrıları, boyun ağrıları yapan ağırlıklardan da kurtulmuş olacaktır.

Bu noktadan sonra meme küçültme ameliyatı ile ilgili sorulması ve cevaplanması gereken sorular şunlar olmalıdır:

  • Deride kalacak iz beni rahatsız edecek mi?
  • Meme başının duyusu bozulacak mı?
  • Çocuk sahibi olursam emzirebilecekmiyim?

Hem estetik, hem sağlık..

Meme büyüklüğüne bağlı yaşanan sorunları hem estetik hem de sağlık yönünden değerlendiriyoruz. Estetik açıdan bakıldığında günlük yaşamda rahat giysi seçiminde bulunamama, sosyal ilşkilerimizde problem oluşturma, özellikle genç kızlarda psikolojik açıdan sıkıntılar ortaya çıkarabilirken, sağlık yönünden, sırt ağrıları, sütyen askılarının oluşturduğu baskılara bağlı kollarda sinir hasarına bağlı uyuşma, sıcak havalarda meme alt kıvrımında pişik ve mantar enfeksiyonları gibi problemler ortaya çıkarabiliyor. Meme küçültme ameliyatı bu yüzden hem estetik hem de sağlık yönünden ciddi anlamda fayda sağlayan ve bir çok hastamızın keşke daha erken yaşlarda bu yaptırsaydım dedikleri bir ameliyat.

Kimler meme küçültme ameliyatı için uygun adaydır?

Genel anestezi almaya engel bir durumu olmayan, sağlıklı, sigara içmeyen, gerçekçi beklentileri olan kadınlardır.Yaş, meme küçültme ameliyatı için bir engel teşkil etmemektedir. 70 yaşındaki bir hastam ameliyat sonrasında sanki dünyaya yeniden geldiğini ifade etmiş, hatta bir çok genç hastadan çok daha hızlı bir iyileşme seyri göstermişti. Ancak yaşlanma ile birlikte ortaya çıkan şeker hastalığı, tansiyon yüksekliği gibi problemlerin varlığında ileri yaş hastalar için daha temkinli davranılmalıdır. Çünkü bu tarz ek hastalıklar yara iyileşme sürecini uzatabilmektedir.
Genç hastaların bu ameliyata önyargılı yaklaşmalarının iki nedeni var; memede iz kalmasından korkmaları ve evlilik öncesi süt verme fonksiyonlarının bozulacağı korkusu.
Genel yaklaşım şu yöndedir:
Eğer bir genç kız, büyük göğüslerinden dolayı, hem fiziksel sıkıntılar, hem de sosyal ilişkilerini etkileyecek kadar psikolojik sorunlar yaşıyor ise; bahsettiğimiz korkularını bir kenara bırakıp ameliyat olmalıdır.Hep söylediğimiz şey;bizler bu ameliyatları keyfi nedenlerden dolayı değil, zaruriyetten dolayı yapıyoruz. Bununla birlikte unutmamak lazım ki ; büyük memeler kişinin fiziksel hareketlerini kısıtladığı için gittikçe kilo artışına neden olmakta ve ileriki zamanlarda bu ameliyat daha da zor hal almaktadır.
Sık sorulardan sorulardan biri de; “evlendikten sonra göğüslerimde tekrar büyüme olursa bu ameliyatı tekrar yaptırmak mı gerekecek?” oluyor. Meme küçültme ameliyatından sonra hormonal etki ile kalan meme dokusu büyüyebilir, veya aşırı kilo almayla birlikte vücudun diğer bölgeleri gibi memelerde de yağlanma ile birlikte büyüme meydana gelebilir. Unutmamak lazım ki, ne kadar kilo alınır ise alınsın, önceden var olan büyüklük ve sarkma geri dönmeyecektir, ayrıca gerekirse ikinci küçültme ameliyatı çok daha kolay bir şekilde gerçekleştirilebilecektir. Bu durum sadece evlilik öncesi meme küçültme ameliyatı olmuş bayanlar için geçerlidir.
Aşırı kilolu bayanlar bu ameliyat için çok uygun olmayabilir. Öncelikle anestezi alması riskli olabilir, bir diğer önemli nokta da memeye arzu edilen konik şekil tam olarak verilemediğinden estetik sonuç tam olarak elde edilemeyebilir. Aşırı kilolu olup ta bu ameliyatı yaptırmak isteyenlerin savunduğu bir düşünce var ki o da ; “büyük memelerden dolayı egzersiz yapamadığımdan dolayı kilo veremiyorum, bu ameliyat sonrasında kilo vereceğime inanıyorum”. Bu çok doğru bir yaklaşım olsa da bence baştan kolaya kaçmak gibi görülmeli. Hatta faydalı olduğu düşünülen bu yaklaşım, fazla kilolardan dolayı arzu edilen meme şekli elde edilemeyecekse bu bir kazanç olarak değil kayıp olarak görülmelidir. O yüzden mutlaka profesyonel bir diyet-egzersiz programı sonrasında olabildiğince zayıflayıp bu ameliyata girmek daha idealdir. Ayrıca yapılan bir çalışma da 1/3 hastanın bu ameliyat sonrasında kilo almaya devam ettiği, 1/3 hastanın zayıfladığı, 1/3 hastanın ise aynı kiloda kaldığı tespit edilmiştir. Meme küçültme ameliyatının, fiziksel hareketlerinizi kolaylaştırarak indirekt yoldan kilo vermeye faydalı bir ameliyat olarak gözükse de bu süreç te 1. seçenek olmadığını bilmeniz gerekiyor.
Şeker hastalığı, tansiyon, akciğer hastalıkları var olanlarda genel anestezi ve yara iyileşme problemleri doğacağından ameliyatı, kişi bu hastalıklar açısından kontrol altında olana kadar erteliyoruz. Ameliyat öncesi dönemde yapılacak anestezi muayenesi için bazı kan testleri, akciğer filmi, kalp grafisi, gerekirse solunum fonksiyon testi gibi testler yapılacak ve anestezi doktorunun tam onayı alınacaktır. Ameliyattan çok daha önemli olan şey sizin operasyon öncesi ve sonrası güvenliğinizi sağlamamızdır.
Bazı hastalar sigaranın zararlarını ya anlamazlar ya da anlamak istemezler. Oysa sigara hem anestezi açısından hem de yara iyileşme problemleri açısından sorun teşkil edebilir. Meme dikleştirme ameliyatı deri  ve meme başı üzerinde kan dolaşımında geçici de olsa azalmaya neden olabilir. Sigara içicisi olan hastalarda dolaşımdaki azalma miktarı artar ve deri de iyileşmesi için bir süre pansuman yapılması gereken yaralar, meme başında kısmi veya tam kayba bağlı estetik ve fonksiyonel kayıplar ortaya çıkabilir. Hele de sigara içiciliğine ilave olarak, tansiyon ve/veya şeker hastalığının varlığı bu risklerin daha da artmasına neden olabilir.

İdeal meme büyüklüğü ve şeklinin oluşturulması

Meme küçültme ameliyatı için başvuran hastalarda ideal büyüklük ve şekli oluşturmak her ne kadar zor olsa da, kişi ne kadar az kiloya sahip ise bu işlem o kadar kolay olacaktır. Biz ameliyat öncesi dönemde bazı çizimler yaparak çıkaracağımız doku miktarını ve meme başının yeni yerini belirliyoruz. Yeni meme şekli olarak, olabildiğince konik bir meme şekli oluşturmaya çalışıyor, ileriki dönemlerde meme dokularının aşağı yönde az da olsa kayacaklarını hesap ederek alt bölümde fazla doku kalmamasına özen gösteriyoruz. Bu bölgede fazla bırakılan dokular, ileriki dönemlerde ameliyat ile yukarı yönde yükselmiş olan ancak zamanla aşağı kayan dokular ile birleşecek ve “bottom out deformitesi” denilen deformiteye neden olacaktır. Bu deformitede meme başı sanki yüksek yerleşimliymiş gibi görülebilir. Aslında meme başı yer değiştirmez, meme başının meme alt kıvrımına olan mesafesi uzar. Bazı hastalar meme üst bölümündeki dekoltelerinin hep dolgun kalmasını istiyorlar, ancak unutmamak lazım ki normalde var olan memenin üst bölümünün göğüs kafesi üzerindeki yerleşimini, memenin göğüs kafesi üzerinde oturduğu tabanı değiştirmek mümkün değildir. Burada önemli olan, ameliyattan sonra oldukça dolgun görünen meme üst bölümünün zamanla dokuların aşağı yönde yer değiştirmesi ile daha düz bir hal alması, meme alt bölümünün ise ameliyattan sonra düz ama ileriki dönemlerde yuvarlak bir hal almasıdır. Zaten ideal meme şeklinin tarifi de buna uyar.

Meme küçültme ameliyat teknikleri nelerdir?

3 farklı meme küçültme ameliyatı tekniği vardır…

  • Ters T tekniği
  • Dikey izli teknik veya dikey izli tekniğe ilave kısa meme alt kıvrımında iz bırakan teknik
  • Sadece liposuction ile meme küçültme ameliyatı
Bir de farklı bir teknik sınıflandırma vardır ki o da, meme başının beslendiği damarın geldiği yöne göre yapılır.
  • Besleyici damarlar üstten geliyor ise superior pediküllü
  • Besleyici damarlar alttan geliyor ise inferior pediküllü
  • Besleyici damarlar meme arkasından yani tabandan geliyor ise sentral pediküllü
  • Besleyici damarlar iç taraftan geliyor ise medial, dıştan geliyor ise lateral pediküllü meme küçültme ameliyatından söz edilir.

Meme küçültme ameliyatı planlanması ve teknik seçimi

Avantaj ve dezavantajları ile değerlendirecek olursak…

  • Ters T Tekniği
Bu teknikte kesi hattı ve izi meme başının etrafında meme başından meme alt kıvrıma uzanan meme alt kıvrımı boyunca olup ters T şeklini andırır. Sıklıkla izler zamanla kaybolsa da, bazen meme alt kıvrımı boyunca uzanan iz, kalınlaşıp belirginleşebilir ve gizlenemez bir hal alabilir. Hele de kişinin vücudu kötü yara iyileşmesine ve keloid dediğimiz kabarık iz oluşumuna yatkın ise, bu iz daha da belirgin olabilir. Ne yazık ki bunu önleyen ve tam olarak tedavi eden bir yöntem henüz bulunamamıştır. Genel tıbbi bilgimiz her ne kadar esmer tenlilerde izin daha belirgin, beyaz tenlilerde daha az kalacağını işaret etse de bazen istisnai durumlar ile karşılaşılabilir ve özellikle ters T tekniğinde meme alt kıvrımının dış ve içte fazlaca uzatılmış kesi hatlarında belirgin izler oluşabilir. İzin önlenmesi için, en azından en düşük seviyede tutulması için bir çok yöntem, jel, krem kullanmış olsak da, şahsi yaklaşımım; en az 2 aylık bir süre boyunca kesi hattının steri strip adını verdiğimiz küçük bantlar(bu bantlar banyo yapmanıza engel teşkil etmemekte, istediğiniz an küçük parçalar halinde kesip kesi hattına yapıştırabilmektesiniz.) ile hem baskı altında tutulması hem de kesi hattına binen gerilim yükünün ortada kaldırılarak izin azaltılmasıdır. Kesi hattındaki gerilim ne kadar fazla ise iz o kadar belirgin olacaktır.
  • Vertikal Teknik (Dikey İzli Teknik)
Bu teknikte, kesi hattı, sadece meme başının etrafında ve meme başından alt kıvrıma uzanan dikey hat üzerindedir. Nitekim memenin en iyi iyileşen ve 1 yıl sonra izin oldukça az düzeyde kaldığı deri bölgesi bu dikey hattın bulunduğu bölgedir. Bu dikey hattaki kesi uzunluğunun ameliyat sonrasında 6-7 cm’de sınırlı tutulması, gereklilikten (ideal meme anatomisinde meme başından meme alt kıvrımına olan mesafe bu kadardır) ve kesi hattı normalde bu uzunluktan daha fazla olduğundan, kesi hattı dikiş yöntemi ile büzüştürülerek boyu kısaltılır. Bu büzme tekniği ile ortaya çıkan derideki toplanmalar ve büzüklükler, 1-2 ay içerisinde ortadan kaybolur. Ancak bazen çok sarkık memelerde bu büzme tekniğine rağmen meme alt kıvrımı seviyesinde derideki fazlalık ve sarkıklık ileriki dönemlerde lokal anestezi altında bir müdahale ile giderilmeyi gerektirebilir. Ancak şahsi yaklaşımım böyle bir müdahaleye gerek kalmaksızın, fazla deriyi meme alt kıvrımı seviyesinde çıkarıp aynı ameliyatta toplamaktır. Bu tekniğin adı ise verikal +kısa horizontal skar tekniğidir.
  • Sadece Liposuction İle Meme Küçültme Ameliyatı
Genel kanı şudur; gençlerde yani derinin kendiliğinden toparlanmasının mümkün olduğu kimselerde liposuction işe yarar. Ancak şunu belirtmeliyim ki sıklıkla gençlerde meme dokusu yağdan değil, süt bezlerinden zengindir. Oysa biz, liposuction ile sadece yağ dokusunu alabiliyoruz. Dolayısıyla bu ameliyat daha çok yaşlılarda ve meme bezinin yağ doksu ile yer değiştirdiği memeler için uygundur. Ancak ne yazık ki bu grup hastada meme başı aşağı yönde sarkmıştır ve deri toparlanmayacağı için meme küçülse de sarkık kalacaktır. Özetle; liposuction, çok küçük bir grup hastada uygun olabilecek , özellikle yara iyileşeme problemi daha önceki tecrübeleri ile ispatlanmamış kimselerde uygundur. Ayrıca bazen meme küçültme ameliyatı yaptığımız hastalarda yan meme bölgelerindeki dolgunluğu gidermek için liposuctionu kombine olarak kullanabiliyoruz ki buradaki amaç daha güzel bir meme kontürü elde etmektir.
Şu ana kadar bahsettiğimiz teknikleri avantaj ve dezavantajları ile özetleyecek olursak;
  • Ters T tekniği

Daha fazla iz, revizyon ameliyat ihtimali düşük, meme projeksiyonu (dik duruşu) yetersiz, zamanla sarkma ihtimali yüksek.

  • Vertikal-dikey iz- tekniği
Daha az iz, % 5-6 oranında revizyon ihtiyacı, daha iyi bir projeksiyon sağlaması, zamanla sarkmaya karşı dirençli.
  • Liposuction ile meme küçültme
İz yok, dikleştirme etkisi yok, meme de projeksiyon azalması, meme başının dolaşımı, süt verme ve meme başı duyusu yönünden daha az riskli.
Vertikal (dikey iz) tekniğinde hastaların % 95 i erken dönemde meme alt kıvrımındaki deri potluklarından endişe duyar ancak zamanla bu deriler oldukça iyi bir şekilde toparlar, tabana yapışır ve potluklar kaybolur. Hastaların en fazla % 5’lik grubunda bu bölgeden ikinci küçük bir işlem ile deri çıkarma ihtiyacı doğar. Ben, tercihen bu bölgedeki deri fazlalığının durumuna, hastanın yaşına göre toparlanmayacak deri miktarını öngörüp, birinci ameliyatta fazla deri çıkartılması taraftarıyım. Nitekim ekstra kesi, tıpkı bir silikon ameliyatında silikonu yerleştirmek için kullandığımız kesi boyutu ile aynıdır ve bu kesi tam da yeni meme alt kıvrımı içinden yapılmaktadır.

Meme küçültme ameliyatı nasıl yapılıyor?

Uygun çizim ve planlama çok önemli!

Meme küçültme ameliyatı genel anestezi altında yani tam narkoz altında gerçekleştiriliyor. Uygun çizim ve planlama sonrasında öncelikle geniş olan meme başı ortalama 4-5 cm çapta kalacak şekilde yerinde bırakılır, çevresindeki fazla deri yüzeyel olarak çıkarılır, memenin fazla doku içeren kısımlarındaki meme bezi ve yağ dokusu, meme başının sinir-damar yapısı bozulmadan alınır. Dikey hattaki kesi, dış ve iç taraftaki dokular ve bu dokulara ait deri birleştirilerek tamir edilir. Fazla olan deri, içten atılan dikiş büzdürülerek 6-7 cm’e toplanır. Gerekirse fazla deriden bir kısmı, kesi hattı meme alt kıvrımında kalacak şekilde yatay olarak çıkarılabilir.
Ameliyattan sonra sıklıkla içeride kan birikmesinin önüne geçmek için ertesi gün alınmak üzere dren yerleştirilir.(sanılanın aksine dren çıkarmak zor bir işlem değildir). Genelde sabah yapılan bir ameliyat için akşam saatlerinde taburcu olunabilirken, ben, 1 gece hastane de kalınması taraftarıyım. Ameliyattan sonra 3. gün ameliyat sırasında yaptığımız bandajları çıkartıyoruz ve bunların yerine dokuları destekleyici , memenin daha güzel form almasını sağlayacak bir sütyen giydiriliyor. Bu dönemden sonra banyonuza başlayabiliyorsunuz, iş ve sosyal hayata dönebiliyorsunuz. Pansuman veya dikiş almak gerekmiyor. Hatta yurtdışından gelen hastalarım bu dönemden sonra yurtdışına dönebiliyorlar. Yurtdışında yaşayan hastalarım için E-mail ve telefon görüşmesi ile , istanbulda yaşayan hastalarım için ise istedikleri zaman muayenehane veya hastaneme gelmek üzere , sürekli irtibat halinde olarak hastalarımın iyileşme süreçlerinde de yanlarında olmayı tercih ediyorum.

Meme küçültme ameliyatı ağrılı bir ameliyat mıdır?

Yalnızca ilk 24 saat, ağrı kesiciler yeterli geliyor..

Sadece ilk 24 saat içinde kısmen yangı veya hafif bir acı hissedilebilir, bunun için de ağrı kesiciler kullanarak bu şikayetin önüne geçmiş oluyoruz. Ameliyatın ertesi günü sadece ağızdan antibiyotik ve lüzüm halinde kullanılmak üzere ağrı kesici hap ile taburcu olabiliyorsunuz. 3. gün yapacağımız bandaj çıkarma işleminden sonra birkaç hafta kalmak üzere kesi hattının üzerinde steri strip adını verdiğimiz küçük bantlar yerleştiriyoruz. Banyolar sırasında bu bantlar çıkarsa tekrar takılmasını istiyoruz. Bunu kendiniz rahatlıkla tatbik edebiliyorsunuz. Amaç daha önce de belirttiğimiz gibi kesi hattına binen gerginliğin önüne geçmek ve izin en az düzeyde kalmasını sağlamaktır. En az 2 hafta, gece ve gündüz sporcu sütyeni kullanılmasını öneriyoruz. Eğer ameliyat öncesi memede sarkma miktarı fazla ise ve alt bölgedeki derilerin kendiliğinden toparlanıp tabana yapışmasını istiyor isek, sadece yatay şekilde meme alt kıvrımı bölgesine bant yapıştırıp en az 1 aylık sürede bu bölgeye hafif bir baskı olmasını isityoruz. Bu bantı size 3. gün kontrolünüzde veriyoruz ve banyolar sırasında eğer gevşeyip çıkar ise kendiniz tatbik edebiliyorsunuz. Dikiş olarak kendiliğinden eriyen iç dikişler kullanıyoruz. Ancak unutmamak lazım ki bu dikişler birkaç ayda ancak eriyebilen ve zaman zaman vücut tarafından deri yüzeyinden dışarı atılabilen, bazen düğüm noktalarının elle hissedilebildiği dikişler olup bazen de yüzeyde yara oluşumuna neden olabiliyorlar. Ancak bütün bunlar zaman içinde kendiliğinden iyileşip kayboluyor. Meme küçültme ameliyatından sonra görülebilecek küçük yara iyileşme problemleri kendiliğinden pansumanlar ile iyileşeceği için ikinci bir dikiş ile tamir işlemi gerekmemektedir. Erken dönemde memeler eşit ve simetrik görünmeyebilir, şekil olarak arzu edilen şekilde olmayabilir, nitekim erken dönemde oldukça şiş olan dokular her iki memenin gerçek şeklinin görünmesini engeller, zamanla şişlikler yok olup dokular yeni yerlerine yapıştıktan sonra gerçek sonuç ortaya çıkacaktır. Gene hemen operasyon sonrasında memeler doğal görüntüden uzak, oldukça dik görünebilir, meme alt bölgesinde buruşuk deriler görebilirsiniz. Bunlar tamamen normal ve geçici durumlardır.

Meme kücültme ameliyatinda görülebilecek riskler ve komplikasyonlar var mıdır?

Riskler…
1.İz: İz kişiden kişiye farklılık gösteren bir durum olsa da kullanılan dikiş materyali, dikiş tekniği, ve dikiş hattında enfeksiyon gelişip iyileşmesi gibi durumlar izin belirgin hal almasına yol açabilir. Ben, dikiş materyali olarak deri altında kendiliğinden eriyip kaybolan, vücut tarafından yabancı madde olarak algılanma derecesi düşük, erken dönemde erimeyerek dikiş hattındaki gerginliğin önüne geçen dikiş materyallerini kullanıyorum. Bu, ameliyat sonrası dönemde pansuman gerekliliğini ve dikiş alma gerekliliğini ortadan kaldırıyor.
2.Meme başının duyusu: Hastaların %80 kadarı meme başı duyusunun normal ya da normale yakın bir hale döndüğünü belirtirler. Bu oran çıkarılan meme dokusu miktarı, meme başının sarkıklık derecesi ile de yakından ilgilidir.
3.Süt verme fonksiyonu: Bu sorunun cevabını tam olarak verebilecek bir çalışma yok. Elbette süt kanallarını ve süt bezlerini özellikle meme başının alt kısmına uyan bölgede koruyarak bu ameliyatı yapıyoruz, ancak gene de ideal olan şey; bu ameliyatta % 50-60 ihtimalle süt verme fonksiyonunuzun devam edeceğidir. Terazinin kefelerine koymak lazım; bir yanda mevcut fiziksel sıkıntılarınız, diğer yanda ise böyle bir risk. Buna karar verecek olan gene sizsiniz.
Komplikasyonlar:
Bütün cerrahi işlemler belli derecede ve sıklıkta komplikasyonlar içerebilir. Önemli olan bu komplikasyonların hayati risk taşıyıp taşımadığıdır. Hayati risk içeren komplikasyonlar direkt ameliyat ile ilişkili olmayıp, ameliyat süresinin uzunluğundan ve anestezi şekli(genel anestezi) ile ilişkili olan komplikasyonlardır ki, bunlardan en önemlisi , herhangi uzun bir ameliyatta da görülebilecek bacak damarlarında pıhtı oluşması ve bu pıhtının hayati önem arzeden organ damarlarını tıkamasıdır. Buna yönelik ameliyat öncesi, gerektiğinde kanın pıhtılaşmasını önleyen ancak ameliyat sahasında kanama oluşturmayan bazı önlemler alıyoruz. Bunun dışında direkt ameliyat ile ilişkili komplikasyonların hayati bir risk taşımadığını söyleyebiliyoruz.
Komplikasyonlar; yara iyileşme problemleri, enfeksiyon, doku içinde kan veya serum birikmesi olabilir. Enfeksiyona karşı önlemimizi, ameliyat sırasında ve sonrasında verdiğimiz antibiyotikler ile alıyoruz. Ayrıca meme dokusunun kanlanması çok iyi olduğu için bu da enfeksiyona karşı koruyucu bir rol üstleniyor. Bununla birlikte biz ameliyat sırasında dokuları çıkarırken bu dokular içerisindeki damar-sinir ve lenf damarlarını da beraberinde çıkarmış oluyoruz. Önemli olan geride bıraktığımız dokuların ve özellikle meme başını besleyen damar-sinir ve lenf damarlarının korunmasıdır. Geride kalan dokuların beslenmelerinin bozulması yara iyileşmesinin de önüne geçecektir. Sigara bu noktada büyük tehlike oluşturuyor. İçerisindeki nikotin ile kan dolaşımını yavaşlatan sigaranın zararlı etkisinin azaltılması için ameliyattan 4 hafta önce kesilmesi gereklidir. Bu durum sigara içmeyenlerde de görülebilir. Bazen meme başı(areola) nın bir kısmında kayıp görülebilir, bu kayıp, pembemsi bir renk farklılığı şeklinde iz bırakarak kendiliğinden iyileşir.
Diğer görülmesi muhtemel komplikasyon kozmetik komplikasyondur. Asimetri olabilir, şekil olarak ve meme başının seviyesi farklılık gösterebilir. Normalde de var olan iki meme arasındaki büyüklük, şekil ve meme başı seviyesi farklılığı ameliyat öncesinde dikkat çekmezken ameliyat sonrasında fark edilebilir. Çünkü artık memeler, ameliyat bölgesi olduğundan odaklanılmış iki organ haline gelmiştir. Minimal farklılıklar tolere edilebilirken belirgin farklılıklar iyileşme süreci tamamlandığında(ideal olan süre 1 yıldır) küçük müdahaleler ile giderilebilir. Kaldı ki zamanla memelerdeki ödem tamamen gidip dokular tam olarak yerine oturduğunda erken dönemde rahatsızlık veren durumlar artık rahatsızlık vermeyecektir. Tekrar hatırlatmak gerekirse ameliyattan hemen sonra erken dönemde hastaların % 95 kadarı endişelere sahip iken sadece % 5 kadarı ikinci bir küçük müdahale ihtiyacı duyar.Bu ameliyatta tam iyileşme için zaman faktörü çok önemlidir.