logo

Meme Büyütme

Meme Büyütme

İdeal meme şekli ve büyüklüğü nasıl olmalıdır?

İdeal memeyi tarif etmek için Dr. Cooper tarafından, Milo’nun Venüs heykeli örnek alınmış ve bazı matematiksel değerler belirlenmiştir. Amerika’da ve Avrupa’da tıpkı Venüs heykelinde olduğu gibi; orta büyüklükte, yukarı yönelmiş, üst kutbunun daha düz gelip alt kutbunun ise yuvarlak olduğu, bununla birlikte  üst kutup – alt kutup oranının 45/55 olduğu ve meme başının yatay düzlemde 20 derece kadar yukarı baktığı meme ideal olarak kabul edilmektedir. Meme büyüklüğü ile ilgili tanım ve beklentiler ise toplumsal özelliklere ve moda akımlarına göre değişiklik gösterebilir. Genelde kliniğimize başvuran hastaların ortak isteği şu oluyor: “Göğüslerim büyüsün ama doğal görünümlü olsun”. Elbette bu istek; hastalarımızın beklentilerini anlamak açısından oldukça önemli,  fakat,  operasyon öncesi planlama oldukça büyük önem arzediyor. Hastalarımızın;  “ Doktor bey size güveniyorum, büyüklük ve silikon seçimi konusunda siz karar verin” demesine karşın, implant seçimine hastamız ile bilikte karar vermeyi daha doğru buluyoruz. Örneğin ;  deneme implantları ile ayna karşısında yaptığımız provalar ya da  3 boyutlu görüntüleme sistemlerini kullanmak, size özel doğru  silikonu bulmamızda büyük fayda sağlıyor.

Bazen her iki meme başı arasında yükseklik ya da meme dokusundaki  volüm farkından kaynaklı asimetri olabilir.Bu asimetri bazen , gebelik, emzirme, şişmanlama, zayıflama, ve yaşlılık nedeniyle daha belirgin hal alabilir. . Ameliyat  öncesi  dönemde  asimetri  olup olmadığı  tespit  edilmeli,  ameliyat  sonrası  bu  asimetrinin  ne  kadar giderilebileceği   konusu  mutlaka  konuşulmalıdır.  Elbette  hemen  her kadında iki meme arasında  kısmi  asimetri  ya da büyüklük farkı olabilir. Fakat bu fark çok belirgin bunu ortadan kaldırmak için her iki memeye farklı büyüklükte silikon implant kullanmak zorunda kalabiliriz.

İdeal  meme  tanımını belirleyen  faktörlerden biri de  toplumun  estetik  anlayışı  ve  moda akımlarıdır. Ülkemizin de içinde bulunduğu avrupa toplumlarında  genel beklenti, memenin   vücut ölçüleri  içerisinde   kalacak kadar büyümesi olduğundan planlamalarımızı da vücut ölçülerine paralel olarak gerçekleştiriyoruz. Örneğin, meme taban çapı 11 cm olan bir kadında implant çapının bu değerin üzerine çıkmaması gerekir. Güvenli ve implant görünümünün geri planda kaldığı doğal görünümlü bir sonuç elde etmek istiyorsak mevcut meme ölçülerinize riayet ederek bir implant seçmek gerekir.

Meme büyütme ameliyatı için uygun bir aday mısınız?

Meme büyütme ameliyatı, tüm dünya’da Plastik Cerrahi uzmanları tarafından en sık yapılan estetik ameliyatların başında gelir. Bunun nedeni; diğer estetik ameliyatlara göre daha kolay,  kısa ameliyat süresine sahip ve hasta memnuniyetinin üst düzeyde olmasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle, hastalarımızın bir çoğu  bize, ameliyatlarını gerçekleştirdiğimiz hastaların tavsiyeleri üzerine başvurmaktadır. Genellikle meme büyütme ameliyatı için ideal hasta tanımını şöyle yapıyoruz:

  1. Fiziksel ve ruhsal gelişimini tamamlamış,
  2. Vücut imajı ile beraber, memedeki problemin ne olduğunu doğru bir şekilde değerlendirebilen ve beklentileri gerçekçi olan,
  3. 18 yaşından büyük olan bayanlar.

Kimler Meme büyütme ameliyatı için başvuruyor:

1.”İstediğim elbiseyi giyemiyorum.“ diyen kadınlar, özellikle destekli sütyen giymek istemiyor  veya yaz aylarında denizde istediği bikini seçiminde daha özgür olmak istiyorlar.

2.“Vücudum ile uyumlu bir meme büyüklüğüne sahip olmak istiyorum.” diyen kadınlar; ideal vücut ölçülerine sahip olmalarına karşın küçük memelerin vücut imajlarını bozduğunu düşünüyorlar.

3.Çocuk emzirdikten sonra göğüslerimde küçülme ve sarkma oldu” diyen  kadınlar, doğum öncesindeki hacimde ve diklikte göğüslere kavuşmak istiyorlar..(Sarkmış ve küçülmüş memeler için çözüm; bazen tek başına silikon olabilirken,  bazen de silikon+dikleştirme ameliyatıdır.)

5.“Asimetrik meme görüntüsüne sahibim, biri diğerine göre daha küçük veya farklı yerleşime sahip” diyen kadınlar; silikon implant ile,  hem memede büyüme elde etmek  hem de asimetrinin yok olmasını istiyorlar.

Bütün hastalarımız için ortak olan nokta;   vücut ölçülerinin, memenin  deri kalınlığının, meme dokusu miktarının, sarkma olup olmadığının, göğüs kafesinizin yapısının tespiti ile beklentilerin bir bütün olarak dikkate alınmasıdır.  Vücut oranlarınıza göre bir değerlendirme yaptığımızda genel kabul gören şey; bel/meme ve bel/kalça oranının birbirine yakın değerler olduğudur(bu değer yaklaşık 0,7 dir), yani silikon implantın büyüklüğünü planlarken omuz ve kalça genişliği de dikkate alınmalıdır. Bazı kadınlarda memede küçük veya çok daha ciddi düzeyde bir asimetri ve büyüklük farkı göze çarpabilir. Bu problemi, ya küçük olan memeye  daha büyük bir silikon koyarak ya da büyük olan memeye küçültme işlemi gerçekleştirerek çözüyoruz.

Protezin büyüklüğüne ve şekline nasıl karar veriyoruz?

Bu kısım, sadece hastalar tarafından değil aynı zamanda tüm dünyada plastik cerrahlar tarafından da göz ardı ediliyor. Oysa ameliyat sonucunu belirleyen en  önemli faktörün  silikon şekli ve büyüklüğü olduğu, ardından cerrahi tekniğin önem kazandığı unutulmamalıdır. Bu yüzden ameliyat öncesi dönemde implantın seçimi konusunda olabildiğince objektif veriler(vücut, göğüs kafesi ve meme anatomisine ait matematiksel değerler, deneme implantları ile ayna karşısında prova ve 3 boyutlu görüntüleme yöntemleri) kullanılmalıdır. Yani,  implant seçimi geçmişte olduğu ve günümüzde hala bir çok cerrah tarafından da tercih edildiği gibi; sadece tecrübeye dayalı bir biçimde subjektif olarak  yapılmamalıdır. Hastaların da bu konuda bilinçli davranmaları, planlamaya bizzat iştirak etmeleri, gerekirse görseller üzerinden beklentilerini dile getirmeleri, yani özetle nihai silikon seçimine cerrah ile birlikte karar vermeleri gerekmektedir.

Ameliyat öncesi dönemde öncelikle göğüs kafesinin şekline ve memenin göğüs kafesindeki yerleşim bölgesine bakarak sizin için  “yuvarlak mı yoksa damla silikon mu yoksa her ikisinin de özelliklerini içeren ergonomix model silikon mu uygun olacak?”  sorusuna yanıt arıyoruz.  Ardından,  silikonun büyüklüğünü belirliyoruz. Silikon büyüklüğünü belirlemede bizim için birkaç parametre önemli . Bunlardan biri, meme derisinin esneme miktarı.Nitekim çok gevşek bir deriye sahip yani içi boş bir memeyi tam olarak doldurmak için, yüksekliği yani projeksiyonu fazla bir implant kullanmak gerekir. Aynı zamanda memenizin göğüs kafesi üzerinde oturduğu taban çapı da bizim için önemlidir. Bu taban çapını aşmayan bir silikon implant kullanmak, hem sağlık hem de estetik sonuç açısından büyük önem taşır. Meme derisinin esneklik miktarına göre, memenin taban çapını ve silikonunun  yüksekliğini belirledikten sonra, silikon firmaları tarafından oluşturulmuş kataloğa bakarak, sizin için en  ideal silikonun ne olduğunu belirleyebiliyoruz. Ancak implant seçiminde bir diğer parametre de sizin beklentileriniz olduğu için, implant büyüklüğü; katalogda belirlediğimiz; alt ve üst sınırları aşmamak kaydıyla artış ya da azalış gösterebilir. Ama unutmamak gerekir ki, implant büyüdükçe, dokular üzerine binen yük artacak,  bu durum; erken dönemde büyük ve gergin bir meme görünümü geç dönemde ise silikonun yaptığı baskıdan kaynaklı dokularda incelme ve implantın dokunulduğunda  hissedilir hal alması gibi problemlere neden olacaktır. Eğer sağlık ve estetik bir arada olmalı diyorsak mutlaka ideal silikon  ölçüler de kalmamız gerekir.

Silikonun yerleştirileceği kesi yerine nasıl karar veriyoruz?

Bugüne kadar tanımlanmış klasik giriş noktaları, meme alt kıvrımı, meme başı etrafı ve  koltuk altı kıvrımıdır. Son yıllarda yapılan çalışmalar bize gösteriyor ki;   plastik cerrahların yaklaşık % 70 ile en çok tercih ettikleri giriş bölgesi; meme alt kıvrımıdır.  Bölge seçiminde hastaların en çok üzerinde durduğu nokta iz kalmamasıdır. Unutmamalıdır ki; silikon implantı yerleştirmek için  küçük te olsa  bir kesi yapmak zorundayız, ve estetik kurallara riayet ettiğimiz için bu kesi  ince bir  çizgi şeklinde iyileşmektedir .Fakat silikon hangi bölgeden konulursa konulsun, bu iz,  hastalar tarafında kabul edilebilecek düzeydedir. Eğer bir kişinin vücudu çok nadir de olsa iz yapmaya müsait ise (keloid ya da hipertrofik skar gibi) hangi bölgeden silikonu yerleştirirsek yerleştirelim bu tarz bir  iz kalmasının önüne geçemeyiz . Dolayısıyla silikonun yerleştirileceği bölgenin seçiminde , memenin şekli, yerleştirilecek silikonun şekli ve büyüklüğü, hatta yüzey özelliği yani düz yüzeyli mi, yoksa pürüzlü yüzeyli mi olduğu, cerrahın  tercihi  gibi faktörler çok daha belirleyecidir. Özetle, silikonu yerleştirmek için kullandığımız  her bölgenin kendine ait avantaj ve dezavantajı var. Ancak avantajları en çok olan giriş bölgesi meme alt kıvrımıdır. Meme alt kıvrımından silikon yerleştirmede cerraha düşen en önemli görev, kesi hattının , ameliyatın sonunda yani silikon yerleştirildikten sonra  tam olarak  meme alt kıvrımının içine denk gelmesini sağlamaktır. Bu sayede  giriş bölgesine ait izin,  görülebilmesi çok zordur.

Silikon implantı kendisinden çok küçük bir kesiden yerleştirirken; implantın zarar görmemesi, implant yüzeyinin çevre ile temas etmemesi, normalden daha da küçük bir kesiden yerleştirebilmek için(küçük kesi : küçük iz) Keller Funnell (silikon yerleştirici) kullanıyoruz. Keller Funnell aynı zamanda No-Touch meme büyütme ameliyatını geliştirmemizi sağlamış, implant yüzeyinin çevre ile temasını önleyerek bakteriyel biofilm ve kapsül kontraktürü riskini minimuma indirmiştir.

Cebin implant ile uyumlu bir biçimde hazırlanması, iyi bir kanama kontrolü ve dual plan cerrahi tekniğe imkan tanıması açısından meme alt kıvrımından silikonu yerleştirmek bizim için altın standart niteliğindedir. Ayrıca son yıllarda daha fazla önem kazanan bakteriyel biofilm-geç seroma-double kapsül oluşumu gibi istenmeyen durumlara,  ameliyat meme alt kıvrımından gerçekleştirildiğinde  daha az rastlanıyor. Bunun nedeni meme başından ve koltuk altından girişimlerde bu bölgelerden implant yüzeyine bakteri teması ihtimalinin daha fazla olmasıdır.

Silikonlar ile ilgili sıkça sorulan sorular

1.Silikonların güvenirliği  için üretim aşamasında neler yapılıyor?

Silikon implantlar ile ilgili, ham maddeler, ürün geliştirilmesi, üretim,  kalite kontrolü, sterilizasyon ve paketleme;  bir takım netleşmiş protokollere bağlıdır. Bunun dışında implantların emniyeti ve güvenirliliği, 30 yılı aşkın bir zamandır, çalışmalarla sürekli olarak belgelenmektedir. Bu noktada, doğru  kriterlere uygun üretim ve sterilizasyon aşamalarına sahip markaların kullanılması oldukça büyük önem arzediyor. Bu implant markalarının başında Motiva, Mentor, Allergan, Polytech vs gelmektedir. Bir implantı diğerlerine üstün kılacak dolayısıyla tercih etmemizi sağlayacak özellikler şunlardır:

İmplantın yüzey özelliği: Son yıllarda kadınların aktif spor yaşantılarının olması, implant ve göğüs kası arasındaki sürtünme ve implant-doku etkileşiminin önemini açığa çıkarmış, ayrıca  pürüzlü yüzeye sahip implantların,  pürüz derecelerinin fazla ve düzensiz  olmasından kaynaklı(macrotextured özelliğe sahip implantlarda olduğu gibi) ileriki yıllarda “late seroma” ve “double kapsül” diye adlandırdığımız bazı komplikasyonlara neden olabileceği öne sürülmüştür. İşte bu yüzden, bu komplikasyonların önüne geçmek için yeni jenerasyon implantların yüzeyi  nanotextured olarak üretilmiştir. Yani yüzey pürüzlü olmalı ancak pürüz miktarı nano seviyede olmalı ve pürüz geometrisi yüzeyde eşit bir dağılıma sahip olmalıdır.

Ayrıca bu implantların textured yüzeyleri geçmişte ve günümüzde hala bazı implantlarda olduğu gibi ; “tuz yöntemi” ile değil, baskı yöntemi ile gerçekleştirilmektedir.

*İmplantın dış kılıf özelliği: İmplantın dış kılıfına ait iki özellik ön plana çıkmıştır; birincisi her noktada eşit olan elastikiyet özelliğidir(bu özellik implant rüptürünü yani ileriki yıllarda silikon dış kılıfında yırtılma olmasını engeller)ikincisi ise 3 tabakadan oluşan katmanın ortasında bulunan blue seal adı verilen tabaka sayesinde  silikon jelin dış ortama sızmasının önüne geçilmiş olmasıdır.

*İmplant içerinde bulunan jelin akışkanlık özelliği: Bu özellik; hem doğala en yakın kıvamı elde etmemizi  sağlıyor hem de ergonomix modelde, implantın, ayakta durulduğunda damla silikon, yatar pozisyonda ise yuvarlak silikon şeklini almasını sağlıyor. Jelin akışkanlık özelliği ameliyat planımızı da belirlemektedir. Örneğin, jelin akışkanlığına bağlı olarak implantın en yüksek noktası, pozisyonel olarak ve implantın yerleştirildiği cebin özelliğine bağlı olarak değişiklik gösterecektir.Nitekim implantın en yüksek noktasının(MPP:maksimum Projection Point) meme başının alt sınırına(areola dediğimiz kahverengi halkanın alt sınırı) denk gelmesi gerekir. Bu sayede ideal meme tarifine uyan üst polde % 45, alt polde % 55 oranını elde edebiliriz.

2.Silikonlar mamografi çekilmesine engel teşkil eder mi?

 Tümör taramaları sırasında ise silikonun; Euklend tekniği ile yapılan mamografi , BT ve ultrasonografi gibi görüntüleme yöntemleri ile  tümör tespitinde bir engel teşkil etmediği tespit edilmiştir.

3. Silikon jel, implant kılıfından geçebilir mi?

Silikonların dış kılıfları, içlerinde bulunan  jelin  sızıntısını önleyecek  bir difüzyon bariyerine sahiptir. Bu da sızma için iyi bir engeldir.Örneğin;  Motiva marka çipli silikon İmplantların dış kılıfında bulunan Blue seal tabakası bu sızdırmazlık için  bariyer özelliği taşımaktadır.

4.Bir implant, ne kadar süre dayanır? İleri yıllarda değiştirmek gerekir mi?

Her organizma, yabancı bir maddeye karşı kişisel olarak tepki gösterir. Serum dolgulu ve ince kılıflı jel implantlarla yapılan çalışmaların sonuçlarına göre ortalama implant dayanıklılığının ortalama 15 yıl olduğu kanıtlamıştır. Ancak günümüzde serum dolumlu silikon implantların neredeyse çok az kullanım imkanı bulması ve mevcut silikon jel implantların dış kılıflarının daha sağlam olması nedeniyle bu süre oldukça uzamıştır. Yeni jenerasyon silikon implantlarda,  hem kılıf dayanıklılığı hem de tam dolum özelliklerinden dolayı  rippling(katlantı) ihtimalinin minimal olmasından dolayı rüptür ihtimali yok denecek kadar azalmıştır.

5.Ameliyattan sonra hangi sıklıkla doktor kontrolüne gidilmelidir?

Hemen ameliyat sonrası rutin kontroller dışında altı aylık yada bir yıllık aralıklarla silikonunuz, ameliyatınızı yapan plastik cerrah tarafından kontrol edilmelidir.

6.Bir implantım varsa, neye dikkat etmeliyim?

Hangi implant kullanılırsa kullanılsın, ameliyat sonrasında cerrahınızdan mutlaka implantın kimlik kartı niteliğinde bir kart almanız gerekiyor. Bu kartı mutlaka saklayınız. Motiva marka Çipli Silikon implantlar içerdikleri çip sayesinde ne zaman olursa olsun implantın bilgilerine erişebilme imkanı tanıyor. Ayrıca implant kaynaklı komplikasyonlara karşı  garanti programına dahil olabilmeniz için 3 ay içerisinde online erişim imkanı bulunan bir sisteme kayıt olmanız gerekiyor. Ayrıca ileriki yıllarda bu istem üzerinden de implant bilgilerine erişilebilmesi mümkün. Bunun yanı sıra , lütfen takip ve tedavilerinizi yapan hekimlere ve mamografiyi uygulayan kişiye, implantınız hakkında bilgi veriniz.

7.Plastik cerrahım ile ilk görüşme için kendimi nasıl hazırlamalıyım?

Meme büyütme ameliyatı, tamamen gönüllü olarak yaptırdığınız estetik bir operasyondur. Bu nedenle önceden ayrıntılı olarak bilgilenmeniz önemlidir. Doğru olan şey; bu müdahale için sorularınızı bir liste halinde hazırlamanızdır.

Örneğin:

1.Hangi implant şeklini ve büyüklüğünü benim için planlar ve tavsiye edersiniz?

2.Hangi giriş noktasını seçersiniz? Birbirlerine üstünlükleri nelerdir?

3.Hangi implant konumunu tercih edersiniz?Kas altı mı, Kas üstü mü?

4. Kaç gün dinlenmeliyim?

5.Çalışmaya tekrar ne zaman başlayabilirim?

6.Ameliyattan sonra hangi kısıtlamaları hesaba katmalıyım?(örn.Spor)

7.Hangi implant markasını tercih ediyorsunuz, diğer implantlara olan üstünlüğü nedir?

Ameliyatınızı yapacak plastik cerrahınız, sizinle ayrıntılı görüşme yapacaktır. Sorularınızın cevabını tam olarak aldığınızdan , ameliyata ait olası komplikasyonları tam olarak anladığınızdan emin olun. Ameliyat öncesi dönemde sanki ameliyat olmuşsunuz gibi aklınızdaki bütün soru işaretlerinin giderilmiş olması gerekir.

Çipli Silikon nedir? Çipli Silikon implantlar ile ilgili bilinmesi gereken şeyler nelerdir?

Sağlıklı ve güzel bir meme,  güzel bir vücut imajı elde etmek adına büyük önem taşır. Ameliyat sonrası,  kişinin kendine olan güveni artar ve kendini daha iyi hisseder. Bu yüzden  meme büyütme ameliyatı, tüm dünyada en sık uygulanan estetik cerrahi ameliyatlarından biridir. 1960’ların başından itibaren meme silikonları uygulanmaktadır ve bugüne kadar  milyonlarca kadın silikon implant ile meme büyütme ameliyatı geçirmiştir.  Hastaların, plastik cerrahların ve üreticilerin iş birliği sayesinde, silikonlar  sürekli olarak en son teknolojik  bilgilerle ve klinik tecrübelerle yenilenip gelişerek  daha uygun hale getirilmiştir. İşte bu gün,  nanotextured yüzey özelliğine sahip  çipli silikon implantların, bu gelişimin son noktası olduğunu görüyor, diğer meme implant firmalarının da yüzey değişimine gittiklerini öğrenmiş bulunuyoruz. Çünkü artık biliyoruz ki; implant yüzeyi , implant-doku etkileşiminde major rol oynadığı için ameliyat sonrası erken ve geç dönem komplikasyonlar için de belirleyici bir unsurdur.

Silikon Nedir?

Tıpta silikon çok sayıda üründe, örneğin;   sondalar,   kateterler,   kalp pillerinde, eldivenlerde ve yara pansuman malzemelerinde kullanılmaktadır. Silikon polimerlerinin üretilmesinde ilk uygulama, 1958 yılında patent altına alınmıştır.  Günlük hayatta silikon ile çok çeşitli şekillerde karşılaşıyoruz: suyu uzak tutucu olarak giysi kaplamalarında, izole edici materyal olarak elektronik aletlerde, asit bağlayıcı olarak mide ilaçlarında, taşıyıcı madde olarak deodorantlarda. Bu yüzden vücudumuzda yediklerimizden, içtiklerimizden hatta giysilerden dahi alınan bir miktar silikon taşımaktayız.

Silikon implantların farklı çeşitleri vardır.

Ameliyat tekniklerinin çeşitliliğine paralel olarak silikonların da çok farklı fiziksel özelikleri olduğunu görüyoruz.

  • Yuvarlak şekilli
  • Anatomik(damla) şekilli

.Ergonomix model silikon implantlar(damla ve yuvarlak özelliği birlikte gösteriyor)

  • Koheziv jel içerikli
  • Serum dolumlu
  • Düz yüzeyli silikonlar
  • Pürüzlü yüzeyli silikonlar
  • Yüksek-orta-düşük profilli silikonlar

Şekillerine göre silikonlar; yuvarlak ve anatomik şekilli olmak üzere iki sınıfta incelenir. Yuvarlak silikonlarda hacim aynı kalmak şartıyla projeksiyon artarken implant taban çapı daralır. Anatomik yani damla şekilli silikon implantlarda ise, en-boy-projeksiyon alternatiflerinden dolayı daha fazla seçenek bulunmaktadır.

Son yıllarda bir de,  yuvarlak ve damla silikonlara ilave olarak Ergonomix model ile tanıştık. Ergonomix model çipli silikonlar; yatar pozisyonda iken yuvarlak, ayakta durur iken damla silikon şeklini almaktadır. Çünkü yatar pozisyonda memenin projektil yani dik halini koruması için, yuvarlak implant şekline ihtiyaç var iken,  ayakta duruşta doğal bir görünüm kazanması için damla silikon şekline ihtiyaç duymaktayız. İşte bu noktada Ergonomix silikon implantlar  her iki ihtiyacı da karşılamış oluyor.

Silikon implantlar silikon bir kılıf ve onun içeriğinden oluşmaktadır. Dolgu maddesi olarak ise jel veya serum(tuzlu su) kullanılır. Serum dolumlu silikon implantları artık neredeyse hiç kullanmadığımız için burada bahsetmeyeceğiz. Jel dolumlu silikonlar kohezivite(akışkanlık derecesi) derecelerine, dolayısıyla kıvamlarına göre; yumuşaktan daha serte kadar farklı yelpazede sunulurlar(koheziv 1, 2, 3). Bu gün bir çok firma tarafından üretilen silikon implantlar içeriklerindeki koheziv jelin özelliğinden kaynaklı olarak form stabildir, yani şekil ve formlarını korurlar. Özellikle form stabil olma özelliği anatomik yani damla silikonlar için oldukça önemlidir. Aksi taktirde damla şekillerini muhafaza edemezler.  Yuvarlak silikonlarda ise her üç formda da üretim olmaktadır.  Kohezivitesi düşük yani yumuşak kıvamlı silikonlar dik pozisyonda tutulduğunda üst kısımlarının çöktüğü ve buna bağlı olarak yüzeyinde katlantılar(rippling)  oluştuğu görülür.  Bu durum, rüptür yani implant duvarının incelip ve yırtılması gibi problemlerin ortaya çıkma ihtimalini biraz daha yükseltmektedir.

Silikonlar farklı yüzey özelliklerine sahiptir(düz yüzey ya da pürüzlü yüzey). Doğal bir reaksiyon ile vücut, implante edilen  her maddenin etrafında bir zar(kapsül) oluşturur ki bu durum  silikonlar için de geçerlidir. Normalde bu kapsül incedir ve silikon üzerinde herhangi bir olumsuz etki yapmaz. Fakat bu kapsül aşırı oluşursa,  silikonun etrafına sıkıca yapışır, silikonun ve böylece memenin şekli değişir. Kapsül çok sert olabilir ve ağrıya da neden olabilir. Bu komplikasyon, kapsül kontraktürü olarak tanımlanır. Kapsül kontraktürünün  implant yüzey özelliği ile  ilişkisi olabileceği öne sürülmüş,  bu yüzden  düz yüzeyli implantların yanı sıra pürüzlü yüzeyli silikonlar üretilmiştir. Fakat zaman içinde yüzey özelliğinin tek başına kapsül kontraktürü oluşumunda bir neden olmadığı,  ameliyat sahasında kanama , hatta farkına varılmadan iyileşen enfeksiyonlar da kapsül kontraktürü yapar düşüncesi ortaya çıkmıştır.  Ayrıca, makrotexture yüzeye sahip implantlarda çift kapsül adı verilen problemin ortaya çıktığı tespit edilmiş bu yüzden mikrotextured hatta çipli silikon implantlarda olduğu gibi nanotextured yüzeyli implantlar geliştirilmiştir. Bütün  bu düşüncelere ilave olarak, silikonu kas altına yerleştirmenin , kas üstü(meme bezinin hemen altına) yerleştirmeye göre kapsül kontraktürü oluşumunu ciddi anlamda azalttığı da tespit edilmiştir. Tecrübeler ve bilimsel çalışmalar bize şunu gösteriyor; doğru cerrahi teknik, alınan önlemler (ameliyatın steril şartlarda yapılması, ameliyat bölgesinde kan birikiminin önüne geçmek v.s.) ve  doğru silikon seçimi kapsül kontraktürü oluşma ihtimalini büyük oranda azaltıyor. Son yıllarda implant etrafında oluşan kapsül kontraktürü oluşumundan bakteriyel biofilm de suçlanmış olduğundan tarafımızca “no-touch” meme büyütme ameliyatı konsepti geliştirilmiş olup, ameliyat süresince implantın çevre herhangi bir yapı ile temasının önüne geçmeyi hedefliyoruz. Unutulmaması gereken bir konu da; kadın yaşam şeklinin yıllar önceye göre çok değiştiğini düşünürsek(daha aktif iş, spor hayatı) implant ile dokuların spor sırasındaki sürtünme miktarı artmış bu da gene zaman içerisinde çift kapsül ve geç seroma gibi problemlerin oluşumuna katkı sunmuştur.Bu gün kullandığımız nano yüzey özelliğine sahip çipli silikonlar implantlar ile hedeflenen bu problemleri ortadan kaldırmaktır.

 Ameliyat öncesi planlama

Ameliyat öncesi  planlama aşamasında cerrah olarak bize yol gösteren parametreler şunlardır:

  • Mevcut fiziksel özeliğiniz, deri kalınlığınız, derideki elastikiyet, meme dokunuzun miktarı, sarkma miktarı, asimetri…
  • Arzu  ettiğiniz meme şekli ve büyüklüğü yani beklentileriniz.
  • Günümüz moda ve estetik anlayışı.
  • Mesleğiniz, fiziksel aktivite düzeyiniz.

Kullanılan her tekniğin kendine ait avantajları ve kısıtlı olduğu noktalar vardır. Bu nedenle her estetik ameliyat gibi, meme büyütme ameliyatı da kişiye özel planlanıp uygulanmalıdır.

Silikon seçimi ve ameliyat planlamasında en sık kullanılan metod; doku bazlı silikon implant planlamasıdır.(TEPID olarak bilinir ve Dr. Tebbet tarafından tarif edilmiştir.)

Burada 5 faktör göz önünde bulundurulur:

  1. Tissue characteristics(doku özellikleri)
  2. Envelope(silikonu kaplayacak deri –meme bezi-kas örtüsü)
  3. Parankim(meme bezinin özellikleri)
  4. Implant(silikon implant seçimi)
  5. Diamensions(çaplar, yani meme taban çapı ve silikon taban çapı ilişkisinin değerlendirilmesi)

Bu faktörler ışığında  planlamasını ve seçimini yaptığımız noktalar ise şunlardır:

  1. Silikonun yerleştirileceği boşluğu(cebin) planlanması(kas altı-kas üstü-dual plan )
  2. Silikon  büyüklüğünün planlanması
  3. Silikon tipinin seçimi(yuvarlak, anatomik-damla, ergonomix)
  4. Giriş noktasının seçimi(meme alt kıvrımı, meme başı, koltuk altı kıvrımı)

Öncelikle implant tipinin ne olacağına(yuvarlak mı, damla silikon mu yoksa ergonomix model mi?) karar vermek gerekiyor ki  bu noktada meme başı ile köprücük kemiğinin  arasındaki mesafenin, göğüs kafesi çevresi uzunluğuna oranı vücut tipinizi(mezomorfik, endomorfik ya da ektomorfik) belirler.  Göğüs kafesinin çevresi ile Memebaşı-köprücük kemiği arasındaki mesafe arasındaki oran ; 3,8-4,2 cm arasında ise mezomorfik, X: 4,4 cm den fazla ise endomorfik yani piknik tip, X:3,7 cm den küçük ise ektomorfik yani astenik vücut tipine sahipsiniz demektir. Buna göre de damla mı yoksa yuvarlak silikon mu tercih etmemiz gerektiği ortaya çıkar. Yuvarlak implanta müsait ya da kısa-orta yükseklikte damla silikona müsait bir vücut tipine sahipseniz Ergonomix model implantı tercih ediyoruz. İnce ve uzun bir göğüs kafesine sahip kadınlarda tercihimiz uzun boya sahip anatomik silikon implant olmalıdır.

Bundan sonra  ilk  yapılacak şey; meme dokusunun yani silikonu örtecek dokunun kalınlığının tespit edilmesidir. Doku kalınlığını hem meme üst bölgesinden hem de alt bölgesinden ölçüyoruz. Üst bölgedeki doku kalınlığı 3 cm ve üzerindeyse kas üstü seviyeye silikonu yerleştirebiliyoruz. (Bu değer geçmiş yıllarda 2 cm’di, ancak zaman içerisinde dokulardaki  incelme sonrası, dokunulduğunda silikon hissedilebilir ihtimaline karşın  bu rakam 3 cm’e çıkarılmıştır). 3 cm’den küçük doku kalınlıklarında ise kas altına silikon yerleştirmek zorunlu hal alıyor. Meme doku kalınlığının meme alt kıvrımına yakın bölgedeki değeri; eğer 5 mm den küçük ise gene kas altı protez uygulaması zorunlu hal alıyor , yoksa bu bölgedeki doku örtüsünün ince olması,  az önce bahsettiğimiz gibi,  silikonun dokunulduğunda hissedilmesine neden olabilir.

Doku kalınlığının tespiti sonrası, ikinci ölçümümüz meme taban çapıdır. Meme taban genişliği silikon büyüklüğünü tespit etmede birinci derecede  önemli parametredir. Önce meme taban çapını tespit eder buna uygun farklı hacim ve yükseklikteki silikonları diğer faktörlere(doku gerginliği, hastanın beklentileri gibi) bakıp uygun silikonu seçeriz. Ardından yapacağımız ölçüm deri gerginlik testidir. Nitekim bu testin sonucu silikon implantın yüksekliğini belirliyor. Meme derisini meme başından tutup ileri doğru gerdiğimiz zaman elde edeceğimiz değer 2 cm’den küçük ise sıkı bir memeden, 3-4 cm ise gevşek bir meme örtüsünden söz ederiz. 4 cm’den büyük değerlerde ise ya tek başına “ekstra yüksek bir projeksiyonlu” bir silikon  kullanırız, ya da, daha küçük bir implanta ilave olarak dikleştirme operasyonu yaparız(dikleştirme sırasında silikonun toparlamada yetersiz kaldığı deri miktarını çıkarıyoruz).

Dördüncü ölçümüz; meme alt kıvrımının meme başına olan mesafesidir. Bu ölçümümüz aynı zamanda meme alt kıvrımından girecek isek yeni oluşacak meme alt kıvrımının seviyesini ve kesiyi hangi seviyede yapmamız gerektiği konusunda bize yol gösterir.

Son belirlememiz gereken şey ise; silikonu yerleştireceğimiz giriş noktasının neresi  olacağıdır(meme alt kıvrımı, koltuk altı ya da meme başı).Bu gün tüm dünyada en çok tercih edilen giriş noktası meme alt kıvrımıdır. Bunun bir kaç nedeni var; birincisi kesi hattımız çok ince bir iz şeklinde iyileşse de   meme alt kıvrımı içinde kalması izin kabul edilebilir olması açısından çok önemli,  bir diğer nokta ise; plastik cerrahın çalışma ve görüş alanını genişletip, ameliyat başarısını artırmasıdır.

Silikonu yerleştireceğimiz cebi nasıl hazırlıyoruz?

Dual Plan ameliyat tekniği

Meme büyütme ameliyatında, sanılanın aksine, silikonu, meme dokusunun içine değil , bu dokunun altında bulunan göğüs kasının  altına yerleştiriyoruz. Bunun nedeni, implantın özellikle meme dokusunun ince olduğu durumlarda, silikon üzerinde yeterli kalınlıkta bir örtü oluşturmaktır. Bu örtü aynı zamanda dekolte bölgesinde silikonun oluşturacağı naturel olmayan görüntünün de önüne geçmiş oluyor. Nitekim hastalarımızın ortak isteği; dekolte bölgesinde silikonlu meme görüntüsünün ortaya çıkmamasıdır. Ayrıca protezin özelliklerinin korunup zarar görmemesi ve dıştan dokunulduğunda hissedilmemesi için mutlaka bu örtücü dokuya ihtiyacımız var. Bu noktada göğüs kası oldukça iyi bir örtü görevi görüyor. Geçmişte, operasyonun kolaylığı, operasyon sonrası iyileşme sürecinin kısa olması, silikonun büyütücü etkisinin daha gözle görülür olması  gibi bazı nedenlerden ötürü, bazı cerrahlar tarafından neredeyse her hastaya kas üstü bölgeye yani hemen meme bezi altına silikon implant yerleştirilmiş, ancak meme derisi ve dokusu ince olanlarda ya da yaşlanmayla birlikte  meme bezindeki incelmeden dolayı, silikon implant,  dokunulduğunda hissedilir hatta gözle görülür hal almış, kapsül kontraktürü adını verdiğimiz probleme daha fazla rastlanılmıştır. Bu yüzden bir alt tabaka yani kas tabakasının altına silikon yerleştirilmiş, böylece az önce bahsettiğimiz problemlerin çok büyük oranda ortadan kalktığı gözlenmiştir. Ancak kas dokusunun kalınlığı, gerginliği gibi faktörler özellikle meme alt bölümünde yani kasın göğüs duvarına yapıştığı bölgede  silikonun baskıya uğrayıp silikonun meme alt bölgesini doldurmadığı, kol hareketleri sırasında kas dokusunun kasılmasıyla silikonun yukarı yönde hareket ettiği görülmüş, ardından kas dokusu göğüs kafesine yapıştığı yerden serbestleştirilerek gevşetilmiştir. İdeal meme tanımını yaptığımız bölümde de bahsettiğimiz gibi, % 55’lik dolgunluğun meme alt kısmında olması ve meme üst kısmının daha düz bir şekilde aşağı inmesi , alt bölgenin ise daha yuvarlak olması için kas dokusu hem yapıştığı yerden serbestleştirilmiş hem de üstünde yapışık bulunan meme bezinden ayrılması sağlanmıştır. Böylece Dual Plan adını verdiğimiz, meme alt kısmında kas üstü , meme üst kısmında ise kas altı plan içerisine silikonu yerleştirdiğimiz ameliyat tekniği ortaya çıkmıştır. Son yıllarda, “kas zarı altı” diye bilinen bir ameliyat tekniği(subfasyal teknik)  gündeme gelmiş olsa da bunun bir ameliyat tekniği değil bir cerrahi yaklaşım olduğunu söylemek daha doğru olur. Çünkü oldukça ince bir zar şeklinde olan bu yapı, silikonun üzerinde sanıldığı gibi bir koruyucu örtü görevi görmeyecektir. Ancak meme dokusu+derisi kalın hastalarda eğer kas üstü seviyeye implant yerleştirme planlarsak, kas zarının implant üzerinde kalmasını sağlamak klasik kas üstü yönteme göre avantaj sağlayacaktır. Özetle ; şuan, kas altı silikon yerleştirmeden kastettiğimiz şey aslında Dual plan ameliyat tekniğidir. Çünkü her hastada kas liflerini, meme alt kıvrımında yapıştığı noktalardan serbestleştiriyoruz. Bununla birlikte, Dual plan tekniğini, memede kısmi bir sarkma olup olmamasına göre Dual plan 1-2-3 diye kendi içerisinde bir sınıflandırmaya gidiyoruz. Dual plan 2 ve 3 yönteminde sadece kas lifleri meme alt kıvrımı seviyesinden serbestleştirilmiyor aynı zamanda kas-meme dokusu arasındaki bağlantıyı da birbirinden ayırıyoruz.

En çok merak edilen konu; ameliyat sonrası iyileşme dönemi. Beklentimiz; operasyondan 24 saat sonra normal yaşama dönmeniz.

Meme büyütme ameliyatlarında başarıdan söz ederken  sadece ameliyat süreci değil aynı zamanda ameliyat sonrası dönemi de göz önünde bulundurmak gerekir. Meme büyütme ameliyatında iyileşme(erken dönem hasta konforu ve doku iyileşmesi); seçilen implantın büyüklüğünden, ameliyat sahasında oluşturulan doku travmasına kadar bir çok faktöre bağlıdır. Bu faktörlerden, doku travmasının miktarını belirleyen şey; tamamen kullanılan cerrahi tekniktir. Çünkü, daha az travmatik bir tekniğin kullanılması, daha az kanamaya ve daha az doku hasarına neden olur.  Silikonun yerleştirileceği cebin, klasik  teknikler kullanılarak hazırlanması da gene doku travmasının şiddetini artırır. Dolayısıyla daha titiz bir cerrahi teknik için ameliyatta kullanılan aletlerin cerrahın en rahat şekilde çalışmasını ve dokulara en az travma oluşturmasını sağlayacak tarzda olması gerekir. Biz ameliyat sırasında implantın yerleştirileceği cebi hazırlarken hem kanama kontrolü açısından büyük avantajları olan hem de doku hasarını minumumda tutan radyofrekans sistemini kullanıyoruz. Kas dokusu kanlanması çok zengin bir doku olduğu için, yapıştığı yerlerden ayırırken radyofrekans kullanılması hem operasyon sürecinin daha az kanamalı olmasını sağlar. Ayrıca kanama miktarının en az düzeyde tutulması, ameliyat sonrası erken dönemde ve geç dönemdeki iyileşme sürecini olumlu yönde etkiler. Yapılan bir çalışmada ameliyat sahasında hematom(kan birikimi) 1000 kişide 9 olarak tespit edilmiştir. Bu yüzden ameliyat sırasında kanamayı minumum seviyede tutmak oldukça önemlidir.Erken dönem ve geç dönem iyileşme sürecini belirleyen faktörlerden biri de doku gerginliğidir ki,  sanırım cerrahlar ve hastalar tarafından en fazla göz ardı edilen faktör budur. Silikon implant, büyüklüğü ne olursa olsun ilk yerleştirildiği anda üzerinde bulunan dokuları gerer ve baskı yapar. Aşırı büyük implant, fazla gerginlik ve dokulara baskı demektir. Doğru planlama ile uygun büyüklük ve şekilde seçilen silikon implantın oluşturduğu gerginlik ve baskı ise vücut dokuları tarafından hemen erken dönemde dahi tolere edilir. Bu yüzden biz hastalarımıza dokularının gerginliğinin kaldırabileceği alt ve üst sınır silikon implant büyüklüklerini sunuyor, net implant büyüklüğüne ise hastalarımızın beklentilerini göz önünde bulundurarak karar veriyoruz.

Anestezi şekli ve süresinin de iyileşme süreci üzerine etkisi vardır. Anestezi süresinin uzun olması daha fazla anestezik maddelerin alınmasına ve bunların vücuttan atılma süresinin uzamasına, bu ilaçlara bağlı baş ağrısı, bulantı gibi problemlerin ortaya çıkmasına neden olur. Meme büyütme ameliyatının ortalama 45 dk- 1 saat olması anesteziye bağlı bu tarz problemlerin görülme ihtimalini  oldukça azaltıyor. Ne mutlu ki günümüzde kullanılan  anestezik maddeler ile konforlu bir ameliyat ve ameliyat sonrası süreç yaşıyorsunuz.

Daha fazla doku travması ve uzun anestezi süresi   =>  daha uzun süre ameliyathanede kalma  => daha fazla ilaç kullanımı  => bulantı/baş ağrısı  =>  daha geç normal hayata dönüş  demektir. Meme büyütme ameliyatında cerrah olarak bizim amacımız; sizi olabildiğince erken dönemde (24 saatten sonra) normal yaşama döndürmektir. Normal yaşamdan anlamamız gereken şeyler ise şunlar olmalıdır:

  • Kolları başının seviyesine kaldırabiliyor olmak
  • Normal ağırlıktaki bütün objeleri kaldırabilmek
  • Bütün günlük aktiviteleri yapabilmek
  • Araba kullanabilmek
  • İşe ve alışverişe gidebilmek

Ameliyat sonrası istenmeyen durumlar

Bütün ameliyatlarda olduğu gibi meme büyütme ameliyatında da kanama ve enfeksiyon istenmeyen durumların başında gelir ancak her iki durumun da görülme sıklığı oldukça düşüktür. Kanama riskini azaltmak için dikkatli bir kanama kontrolü yapıyor, enfeksiyon için ise ameliyat öncesinde ve sonrasında antibiyotik vererek önleyici tedavi uygulamış oluyoruz. Asimetri, implantta pozisyon değişimi gibi durumlar  nadir olsa da gene de göz önünde bulundurmamız gereken risklerdir. Bunların yanı sıra meme büyütme ameliyatına(özellikle koltuk altından, çok nadiren meme alt kıvrımından girişim sonrası ) özel bir istenmeyen durum da; mondor bandıdır.

“Mondor bandı” nedir?

“Mondor bandı” ciltaltında sert bir bant şeklinde gösteren geçici ancak bazen ağrılı bir durumdur. Meme biyopsisi, meme küçültme ve meme büyütme ameliyatlarından sonra tek taraflı ya da çift taraflı görülebilir.Meme alt kıvrımından silikon yerleştirme sonrası karın bölgesine  kadar, koltuk altı protez  uygulaması  sonrası  dirsek  hatta  el  bileğine kadar uzanabilmektedir. Aslında inflamasyona uğramış bir toplar damarın neden olduğu mondor bandı özellikle ameliyattan 1 -2 hafta sonra ortaya çıkar, 1 ya da 2 ay içerisinde kendiliğinden kaybolur.Özel bir tedavisi olmasa da, genellikle aspirin kullanımı ya da sıcak uygulaması(duş ya da sıcak pedler) hızlı iyileşme için faydalı olmaktadır.

Kapsül kontraktürü nedir? Nasıl önlenir?

Vücudumuzda herhangi bir yaralanma sonrasında vücut bütün savunma mekanizmalarını kullanarak bu bölgeye, başlangıçta kanamayı durduran daha sonra ise yara iyileşmesini gerçekleştirecek hücreleri gönderir. Ancak bu savunma mekanizması, yaralanmanın şiddetine ve ortamda yabancı bir cisim varlığına göre, aşırı bir şekilde ortaya çıkabilir. Vücuda konulan herhangi bir implant vücut tarafından reddedilmese dahi etrafında vücut tarafından bir yabancı cisim reaksiyonu ortaya çıkarır ki bu da normal olarak kabul edilen fizyolojik kapsül diye adlandıracağımız , zar şeklinde bir yapının oluşumuna yol açar. Kapsül oluşumu ile vücut bir nevi o yabancı cisim ile arasına bir bariyer çekmiş olur. Ancak kapsül oluşumu normalin dışında kalın ve sıkı bir şekilde ise;  hem memede ağrı, hem de silikonun kapsül içinde sıkışmasından ötürü memede şekil bozukluğu ortaya çıkar. Bu durum, kapsül kontraktürü olarak adlandırılmaktadır.

Kapsül kontraktürünün derecesi Dr Baker tarafından şiddetlerine göre şöyle sınıflanmıştır;

Grade I – Meme normal ve doğal görünümde

Grade II – Meme biraz sertleşmiş ama hala doğal görünümde

Grade III – Meme sert ama hala doğal görünümde

Grade IV – Meme sertleşmiş, ağrılı ve anormal görünümde

Dr. Baker,  Grade 1 ve 2 ‘yi kabul edilebilir, 3 ve 4 ‘ü ise kabul edilemez olarak nitelendirmiştir. Ancak hastanın, mevcut durum ile ilgili yorumları da önemlidir. Nitekim Grade 2 olmasına karşın ağrıdan şikayet edenler olabildiği gibi Grade 3 ‘e rağmen mevcut durumdan şikayetçi olmayanlara da rastlanmıştır. Burada önemli olan plastik cerrahın , ortaya çıkan kapsül tarafından silikon implantın zarar görüp görmeyeceği konusunda ki öngörüsü, hastasının ise plastik cerrahın önerileri doğrultusunda alacağı karardır.

Kapsül oluşumunu kolaylaştıran nedenler:

  1. Kanama: Ameliyat sahasında kan birikimi(hematom)
  2. Enfeksiyon: Silikon implant üzerinde ciddi olmayan bir enfeksiyon odağının (belki de farkına varılmadan iyleşen) dahi kapsül kontraktürü oluşumunu artırdığı tespit edilmiş, ameliyat bölgesinin ve silikonun antibiyotikli solüsyonlar ile yıkanmasının kapsül kontraktürü oranını düşürdüğü görülmüştür.özellikle son yıllarda implant yüzeyinde bakteriyel biofilm oluşumu kapsül kontraktüründen sorumlu en önemli faktör olarak değerlendirilmiş bunu önlemeye yönelik tarafımızca geliştirilen “no touch” yaklaşımı büyük kabul görmüştür.
  3. Silikonun içeriğindeki jelin sızması: Bunu ispatlayan bir gözlem; içi serum dolumlu silikonlarda jel silikonlara göre kapsül kontraktürü oranının belirgin düzeyde düşük olduğudur. Ancak günümüz teknolojisi ile üretilen jel silikonların kılıflarının sızıntıyı önlemeye yönelik olarak birden fazla koruyucu tabakadan oluştuğunu belirtmeliyim.Özellikle Çipli silikon implantların dış kılıflarına baktığımızda 3 katmandan oluştuğunu, orta katmanın blue seal adı verilen daha güçlü bir yapıya sahip olduğunu ve bunun sızdırmazlık için büyük bir öenmi olduğınu söyleyebiliriz.
  4. Kas altı – kas üstü seviye : Kas altı silikon yerleştirmelerde, kas üstüne göre belirgin oranda daha düşük kapsül kontraktürü ortaya çıktığını görüyoruz. Bunun birkaç nedeni olabilir; kas üstü silikon implantların meme bezi ile teması , meme bezinin içinde var olan ancak normalde patojen olmayan mikroorganizmalar ile de temasına neden olur. Bu, bölgesel bir enfeksiyona ve bu enfeksiyonun iyileşmesi ile kapsül oluşumuna neden olabilir. Ya da, kas altı silikon implantlar kas dokusunun sürekli masaj etkisi altında kapsül oluşumuna karşı bir dirence sahip olduğundan bu bölgede kapsül oranı çok düşüktür.

Meme büyütme ameliyatı hakkında teknik bilgiler

Birlikte çalışma imkanı bulduğum Peru’lu plastik cerrah Dr César Arrunatequi “en doğru teknik cerrahın en fazla kullandığı ve sonuçlarından emin olduğu tekniktir” der. Klasik olarak ( meme estetiği ile ilgili internet, yazılı ve görsel basında bahsedilen) giriş noktalarına ait bilgiler birbirine benzer. Biz burada her tekniğe ait avantaj ve dezavantajları birlikte sunmaya çalışacağız.

Biz Plastik Cerrahlar, bütün estetik ameliyatlarımızı bir kesi yaparak gerçekleştiriyoruz. Fakat bu kesileri vücudun kıvrım bölgelerine ya da görünmeyen alanlarına yerleştirerek, izin kişiyi rahatsız etmeyecek düzeyde kalmasını sağlamış oluyoruz. Meme büyütme ameliyatını da meme alt kıvrımından, meme başı etrafından veya koltuk altı kıvrımından girerek gerçekleştiriyoruz. Böylece çok ince de olsa kalan iz hastalarımızı rahatsız etmiyor. Ancak unutmamak lazım ki, ne kadar estetik dikiş kurallarına uyarak kesi hattını kapatırsak kapatalım , vücudunuzun iyileşme özelliği, iz bırakmaya müsait ise  kalacak iz belirgin olabilir. Buna yönelik elbette bazı önlemler alabiliyor ya da eğer oluştu ise bazı tedavi seçenekleri ile bu izi minumuma indirebiliyoruz. Eğer daha önce geçirdiğiniz bir başka ameliyata ait(sezaryen ya da düşme sonrası kesi onarımı gibi) bir bölgede belirgin iz kaldı ise bu konuyu plastik cerrahınız ile mutlaka paylaşmanız doğru olacaktır.

Meme alt kıvrımından silikon yerleştirme    

Bu ameliyat yaklaşımında, öncelikle  oluşmasını beklediğimiz yeni meme alt kıvrımı(silikonun büyüklüğüne ya da meme başı-mevcut meme alt kıvrımı arasındaki uzunluğuna bağlı olarak değişiklik görülebilir) içine denk gelecek  şekilde ve minumum uzunlukta bir kesi ile girilerek silikonu yerleştireceğimizi cebi oluşturuyoruz. Her silikona ait bir kesi noktası, kesi uzunluğu mevcuttur. Bu yüzden ameliyat öncesinde implantın ne olduğuna karar vermek ve ameliyata ameliyat öncesinde karar vermek büyük önem taşıyor. Eğer ameliyat sırasında deneme yaparak implant seçimine gidilirse başta yapılan kesi hattının yeri değişmeyeceğinden implantın büyüklüğüne bağlı olarak kesi hattı meme alt kıvrımı içinden çıkıp aşağı ya da yukarı yönde yer değiştirebilir.Aslında meme büyütme ameliyatının başarısını gösteren en önemli parametrelerden biri ameliyat kesisinin meme alt kıvrımı içine yerleşmiş olmasıdır.

Meme başından yapılan kesi ile silikon yerleştirme

Meme başı alt çevresinde deriyle kahverengi meme başının birleştiği sınırda yarım ay şeklinde bir kesi yapılır. İz açısından bakıldığında meme alt kıvrımına göre daha avantajlı olarak kabul edilmektedir. Ancak silikonu hazırlanan cebe yerleştirmek için yeterli uzunlukta bir kesi yapmak lazımdır ki bu da meme başı çevresinin en az 4-5 cm lik bir çapa sahip olmasını gerektirir. Meme başı küçükse veya  planlanan silikon büyükse, silikonun meme başından yerleştirilmesi oldukça zordur. Dolayısıyla her hastaya meme başı çevresinden girişimde bulunmak mümkün değildir. Ayrıca , meme başı ve buraya uzanım gösteren süt kanalları steril alanlar değildir. Normal şartlarda enfeksiyon oluşturma potansiyeli olmayan bakteriler  silikon üzerinde lokal enfeksiyona neden olabilir. Bu durum; bakteriyel biofilm oluşumuna ve “kapsül kontraktürü” gelişmesine neden olabilir. Meme başı oldukça önemli anatomik ve fizyolojik özelliklere sahiptir. Meme başından yapılan kesiyle ilşkili olarak, nadir de olsa his kaybı gelişebilir. Ayrıca meme başına ait kasların ve liflerin bütünlüğünün bozulmasına bağlı olarak meme başında düşüklük ve şekil bozukluğu oluşabilir.

Koltuk altı kıvrımından  endoskopik yöntem ile silikon yerleştirme

Meme büyütme ameliyatı için plastik cerraha başvuran hastaların sorduğu soruların başında “bu ameliyattan sonra iz kalacak mı?” sorusu geliyor. Bunu haklı bir soru olarak kabul etsek de , biz plastik cerrahların amacı öncelikle en güvenli metodu seçerek, memeye estetik ve kalıcı bir form kazandırmaktır. Bu yüzden ameliyat kesisini, dolayısıyla izi, bu amacımızın gerçekleşmesine müsade edecek yerde ve büyüklükte hazırlarız. Meme büyütme ameliyatlarında , doğru bir dikiş tekniği kullanıldığı taktirde rahatsızlık uyandıracak bir iz kalmadığını, geçmiş yıllarda ameliyatını gerçekleştirdiğimiz hastalarımızdan tecrübe edebiliyoruz(keloid ve hipertrofik skar adını verdiğimiz anormal yara iyileşme özelliğine sahip ender kişiler hariç). İz konusundaki hassasiyetin, sarkmanın olduğu ve dikleştirmenin de gerektiği meme büyütme ameliyatları için olması daha doğrudur. Çünkü bu ameliyatlarda, dikleştirme etkisini sağlamak için sarkmış olan deriyi çıkarıp, meme başını yukarı yönde taşımak gerekiyor. Bazen sadece meme başının etrafında dairesel bir kesi ile bu dikleştirme etkisini sağlasak da, vakaların büyük çoğunluğunda aşağı yönde de uzanım gösteren dikey 5-6 cm lik bir kesi yapmak zorunda kalıyoruz. Her ne kadar bu kesi hattına ait iz; aylar geçtikçe oldukça kabul edilebilir bir hal alsa da bu ameliyatlar için “izsiz ameliyat” demek doğru değildir. Herbirinin kendine ait avantajları ve dezavantajları olsa da benim düşüncem her plastik cerrahın bu 3 tekniği de daha önce kullanmış olması, her bir tekniğe ait avantaj ve dezavantajların farkında olması gerektiğidir. Böylece kişiye özel ameliyat tekniği seçerek o kişide, ameliyata ait bütün avantajları bir araya toplamak mümkün olabilir.Örneğin koltuk altından silikon yerleştirme ile ilgili genel düşünce; silikonun yerleşeceği boşluğun cerrah tarafından yeterince görülememesi ve buna bağlı olarak da ameliyatın başarısına gölge düştüğü yönündedir. Oysa bu ameliyatı endoskop denilen bir kamera sistemi ile gerçekleştirerek operasyon yaptığımız sahayı normalden daha ayrıntılı görmek mümkün. Hem silikonun yerleşeceği cebi istediğimiz büyüklükte hazırlıyoruz hem de silikonun meme alt bölümüne tam olarak yerleşmesi için, bu bölgedeki kas liflerini serbestleştirebiliyoruz. Ameliyatı koltuk altı kıvrımının içinde yaklaşık 3-4 cm’lik bir kesi ile girdikten sonra, deri altında ilerleyip göğüs kasımızın dış kenarına ulaşıyoruz, gerektiğinde kas üstü(fasya altı plan) gerektiğinde ise kas altı plana ulaşıp silikonun yerleşeceği bir boşluk hazırlıyoruz. Ameliyatı bütünüyle kamera yardımıyla ekranda görerek gerçekleştirdiğimiz için küçük kanama odaklarını dahi anında müdahale ederek durdurabiliyoruz. Bu da daha az kanama, daha az doku travması ve daha hızlı iyileşme anlamına geliyor. Ameliyat sonrası, fiziksel hareketlerinizi kısıtlamanızı istemiyoruz. Çünkü ne kadar erken dönemde normal hayata dönmenizi sağlarsak iyileşme süreciniz de o kadar kısalmış oluyor. Bununla birlikte kol ve omuz hareketlerinizi de günlük yaşamınızı devam ettirecek kadar kullanmanızı istiyoruz(ameliyattan sonraki gün araba kullanmak gibi). Kesi hattını, deri altında kendiliğinden eriyen dikiş materyalleri ile kapattığımızdan(dışarıda dikiş olmuyor) pansumana veya dikiş aldırmaya gerek kalmıyor. 24 saat sonra günlük yaşama dönmenizde 48 saat sonra banyo yapmanızda bir engel bulunmuyor.

Bu üç bölgeden de girerek silikon yerleştirdiğimiz ameliyat sonuçlarını karşılaştırdığımız zaman; sıklıkla meme alt kıvrımınından girerek gerçekleştirdiğimiz ameliyat tekniğinin daha başarılı sonuçlar sunduğunu söylemem gerekir.

Meme büyütme ameliyatının ve silikon teknolojisinin tarihçesi

Yüzyıllardır insanoğlunun güzellik arayışı, beraberinde yeni buluşları getirmiş ve bu buluşlar günümüze kadar çeşitli evrelerden geçerek son hali olan silikon implantları ortaya çıkarmıştır. Modern plastik cerrahi tarihinde ilk meme büyütme ameliyatını 1895 yılında Vincenz Czerny bir bayanın vücudundan aldığı yağ kitlesini meme dokusunun içine yerleştirerek gerçekleştirmiştir. Ancak bu yağ dokusunun beslenememesi nedeniyle yok olması, plastik cerrahların yağ dokusu nakline karşı ön yargılı yaklaşmalarına neden olmuştur.  1820-1890 yılları arasında meme dokusunun içine sıvı parafin enjeksiyonları yapılmış ancak göğüslerde sertleşme ve deformiteler ortaya çıkınca bu da terk edilmiştir. Bu arada bir takım  cerrahi olmayan yöntemler kullanılarak memenin dolgun görünmesi sağlanmaya çalışılmıştır. Geçmişten günümüze hala gelişimini tamamlamamış tek uygulama; yağ enjeksiyonlarıdır ki son birkaç yılda bu alanda da büyük mesafeler katedildiğini söyleyebiliriz. Ancak günümüzde , tıbbi açıdan modern ve güvenilir tek yöntem;  silikon  ile gerçekleştirilen meme büyütme ameliyatıdır.

Modern silikon implant tarihçesine baktığımız zaman; 1962 yılında ilk olarak Houston plastik cerrahları(Dr Cronin öncüdür) tarafından dışı silikon bir örtü ile kaplı jel silikonlar tarif edilmiş ve Dow Corning firması tarafından üretim başlamıştır. İlk hastanın 30 yıl sonra dahi bu silikon implantları taşıdığının bulunmuş olması, bu dıştaki silikon kabuğun koruyuculuk rolünün ne kadar büyük olduğunu göstermiştir. Birinci nesil silikon implantlar 1960′dan 1980′lere kadar üretilmeye devam etti. İkinci nesil silikon implant üretimi ise 1980-1990 yılları  arasında 3. nesil silikon implantlar ise 1990′dan günümüze kadar geldi. Üçüncü nesil silikonlar jel silikon olarak (yuvarlak ya da anatomik(damla silikon)) ve içi serum dolumlu silikonlar şeklinde üretildi. Bu gün jel silikon implantların içindeki  silikon, sıvı şeklinde değil , akışkan olmayan yani implantı keskin bir aletle kestiğinizde dahi şeklini muhafaza etmesini sağlayacak koheziv formda üretilmektedir. Genelde kohezivite-kıvam derecesi 3 yoğunlukta değerlendirilir.

  1. Koheziv 1 oldukça yumuşak olup yıllardır kullanılan standart silikon jeldir.
  2. Koheziv 2 daha yoğun viskoziteli bir jeldir ve daha sıkı bir meme tercih eden bayanlarda kullanılır.
  3. Koheziv 3 ise diğerlerine göre daha sıkı kıvamlı olup sadece anatomik-damla silikonlarda tercih ediliyor. Çünkü bunların şekillerini koruyabilmeleri için akışkanlığı daha az jel(Kohezivitesi fazla jel)ile üretilmeleri gerekir.

Silikon teknolojisinde belirleyici rol oynayan faktörlerden biri de silikonun dış kabuğudur. Bu kabuğun kalın ve dayanıklı olması, içinde bulunan jel sızıntısını minumuma indirir. Yüzeyinin kadifemsi şekilde pürüzlü olması ise  kapsül kontraktürüne karşı da koruyucu bir özelliktir. Pürüzlü yüzey silikon etrafındaki kollajenin daha uzun boyda hizalanmasına yardımcı olur ve böylece ince, daha yumuşak bir kapsül oluşur(bu, oluşması gereken fizyolojik bir kapsüldür). Ayrıca bu pürüzlü yüzey, damla silikonların dokulara tutunma miktarını artırarak silikonun dönme ve yer değiştirme ihtimalini de azaltır. Ancak son yıllarda farkettiğimiz bir nokta var ki o da; silikon yüzeyindeki pürüzlü oluşum ne kadar belirgin ise doku ile sürtünme ve etkileşim o kadar fazla olacak ve ileriki yıllarda çift kapsül ve geç seroma problemi o kadar fazlalaşacaktır. İşte bu noktadan hareketle yola çıkan Motiva firması ürettiği çipli silikon implantlarda, implant yüzeyini kadifemsi bir şekile getirip, pürüzü oluşturan nano düzeydeki girinti ve çıkıntıların kapsül oluşumunu azaltmasını hedeflemiştir ki bunu da 5 yıllık klinik çalışmalarında göstermişlerdir. Bu son jenerasyon çipli silikon implantlar sadece yüzey özelliği ile değil aynı zamanda, içindeki çip ve özel akışkanlığa sahip jel sayesinde daha güvenli ve doğala daha yakın sonuçlar elde etmemizi sağlamıştır. İmplant içinde bulunan çip, implantın kimlik kartı özelliğini göstermektedir. yani; implant ile ilgili bilgilere her zaman heryerde rahatlıkla ulaşabilmekteyiz.

Meme büyütme ameliyatı ağrılı bir işlem midir?

Hiç bir ameliyat için ağrısızdır demek doğru olmaz. Meme ameliyatında aslında ağrıya neden olan şey silikonun kas altı bölgeye yerleştirilmesi dolayısıyla silikonun kas üzerindeki gerginliğidir. Gerilen kas, ağrı oluşturacağından, ilk 24 saat bu ağrının hastayı rahatsız etmemesi için hastanede ağrı kesiciler kullanıyoruz. Zaten ilk geceyi atlattıktan sonra ağrı ile ilgili şikayetler büyük oranda ortadan kalkmış oluyor. Sonraki ilk hafta ise ihtiyaç duyulursa  sadece ağızdan ağrı kesici almak yeterli geliyor. Ama hastalarımdan edindiğim tecrübe ilk 3. günden sonra oldukça rahatlamalarına karşın, tamamen ameliyata ait erken dönem şikayetlerin 1 hafta sonra geçtiği yönündedir. Bu noktada, hastalarıma tavsiyem şu yönde oluyor; ilk 24 saaatten sonra araba kullanacak, günlük işleri yapabilecek durumda olmalısınız. Aslında ameliyat sürecinin nasıl ilerleyeceği sizin elinizde; aşırı temkinli ve çekingen davranmak, ağrınız olmamasına rağmen hareketlerinizi tamamen kısıtlamak iyileşme sürecini uzatmış oluyor.

Hangi tür anestezi kullanılıyor?

Meme büyütme ameliyatı, genel anestezi altında yapılan bir ameliyattır.  Ameliyat süresi çok uzun  olmadığı için genel anesteziye bağlı ameliyat sonrası bulantı, başağrısı vs gibi yan etkiler genellikle yaşanmıyor. Genelde hastaların endişe duydukları konu anestezi olduğundan burada kısaca şunu belirtmem gerekir ki; ameliyat süresinin kısa olması oldukça önemlidir. Her ne kadar günümüz anestezi teknikleri ve anestezi maddeleri oldukça güvenli bir anestezi süreci yaşamanızı sağlasalar da ameliyat süresinin kısa olması operasyona ait anesteziyi daha da güvenli kılıyor.

Operasyon geçirmiş hastalar nelere dikkat etmelidir?

Meme büyütme ameliyatı sonrası  ilk 24 saat özellikle önemlidir. Bu dönemde kanama olmayışı, erken dönemin istenmeyen en önemli komplikasyonunu atlattığımız  anlamına gelir.  İlk 2 hafta bizim hemen ameliyat sonrasında giydirdiğimiz sütyeni kullanmaya devam etmeli, 2. haftadan 2. ayın sonuna kadar ise balensiz  olmak şartıyla arzu ettiğiniz sütyeni kullanabilirsiniz. Genellikle masaj yapılmasını önermiyoruz. İmplantın yerine oturması için sütyenin üst kısmından bir elastik bandaj yardımı ile meme üst kısımlarına yaptığınız kompres yeterli gelmekte.  İlk 3 ay tam yüzüstü yatmaktan kaçınılmasını istiyoruz. Yılda bir kez eğer mümkünse cerrahınız tarafından meme muayenenizin yapılmasını öneriyoruz. İleriki yıllarda rutin mamaografi kontrollerinizde ise meme de silikon implantın var olduğunu radyoloğunuzla paylaşmanız yeterlidir.

Meme büyütme ameliyatı ne kadar sürer?

Meme büyütme ameliyatları, estetik ameliyatlar içerisinde en kısa süreli olanlardandır. Eğer meme de sarkıklık yok ise yani ilave olarak bir dikleştirme ameliyatı yapılmayacak ise ve de silikon implant seçimi ameliyat öncesinde net bir şekilde yapıldıysa ortalama ameliyat süresi 45 dk- 1 saat kadardır.